Akciğer kanseri, normal akciğer hücrelerinin kontrol dışı çoğalarak akciğer içinde tümör oluşturması durumudur. İspatlanmış en önemli risk faktörü sigaradır, uzun süre sigara içenlerin yaklaşık 1/7’sinde akciğer kanseri gelişir.
Kimler Risk Altındadır?
Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği’nin (TÜSAD) araştırmasına göre;
Akciğer kanseri riskini artıran faktörler:
• Sigara: Akciğer kanserlerinin %90’ından sorumludur. Günde içilen sigara miktarı, içilen yıl sayısı, sigaraya başlama yaşı önemlidir.
• Pasif içicilik: Başkalarının içtiği sigara sizde veya sizin içtiğiniz sigara sevdiklerinizde akciğer kanseri yapabilir. Kadın hastaların %65’ i bu sebeple akciğer kanseri olmaktadır.
• Hava kirliliği: Akciğer kanserine sebep olabilir.
• Ailede akciğer kanseri öyküsü: Ailede erken yaşta (50 yaşından önce) akciğer kanseri olmuş yakınları olanlarda risk 2 katına çıkmaktadır.
• Diğer hastalıklar: Kronik bronşit, önceden geçirilmiş tüberküloz ve bazı akciğer hastalıkları olanlarda da bazen risk artar.
Erken Tanı İçin Tarama Tetkikleri Var Mıdır?
Günümüzde bu konuyla ilgili çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir. Bugüne kadar yararı kesin olarak kanıtlanmış, yaşam süresini uzattığı gösterilmiş bir tarama yöntemi yoktur. Akciğer kanserinin belirtilerini bilmek ve bu belirtiler varsa, hemen doktora başvurmak önemlidir. Ancak akciğer kanserinin çoğu erken evrede belirti vermez, bu nedenle esas olan risk faktörlerinden, özellikle sigaradan uzaklaşmaktır.
Erken tanı hayat kurtarır
Akciğer kanseri belirtileri olan veya akciğer röntgenleri ile akciğerde şüpheli bir durum görülen kişiler zaman kaybetmeden Göğüs Hastalıkları bölümüne başvurmalıdır.
Belirtiler Nelerdir?
Akciğer kanserinin ne zaman ve ne şekilde belirti vereceği, ilk oluştuğu bölgeye göre kişiden kişiye değişebilir. Eğer kanser, ana hava yollarında değil de akciğerin daha derin bölgelerinde bulunuyorsa, çok büyük boyutlara ulaşmadan hiçbir belirti vermeyebilir.
En sık görülen belirtiler:
• Uzun süre devam eden sıklığı ve şekli değişen öksürük
• Kanlı balgam
• Nefes darlığı
• Ses kısıklığı
• Hırıltılı solunum
• Yutma güçlüğü
• Kilo kaybı, iştahsızlık veya halsizlik
• Sebebi açıklanamayan ateş
• Tekrarlayan bronşit ve akciğer enfeksiyonları
• Göğüs, omuz, kol ve sırt ağrısı
• Yüzde ve boyunda şişlik
Tanı Nasıl Konur?
Akciğer kanseri belirtileri olan veya akciğer röntgenleri ile akciğerde şüpheli bir durum görülen kişiler zaman kaybetmeden Göğüs Hastalıkları bölümüne başvurmalıdır. Kitle görülen hastalara, öncelikle bilgisayarlı tomografi çekilir. Bu sayede elde edilen ayrıntılı görüntü ile kesin tanı için hangi yönteme başvurulmasına karar verilir. Hastadan bronkoskopi dediğimiz ince bükülebilir, ışıklı ve ucunda kamera taşıyan bir tüple akciğerine ulaşılarak toplu iğne başı büyüklüğünde parçalar alınır. Bu işleme biyopsi adı verilir. Bronkoskopi ile tümöre ulaşılamadığı durumlarda bilgisayarlı tomografi eşliğinde iğne biyopsileri almak gerekebilir. Akciğerleri çevreleyen zarın yaprakları arasında sıvı birikmiş ise, bir iğne ile göğüs duvarından girilerek örnek alınır, bu işleme torasentez denir. Kanser tanısı bu örneklerin patoloji kliniğinde incelenmesi sonucunda kesinleşir. Bazı hastalarda bu ufak biyopsilerle kesin tanıya ulaşılamayıp tanı amaçlı sınırlı cerrahi girişimler (torakotomi) de gerekebilir. Bu yöntemlerden hangisinin seçileceği kararında temel prensip hastaya en az sıkıntı ve risk getirecek, ama en kısa sürede de tanıyı sağlayacak yöntem ile teşhis koymaktır.
Biyopsi Yapılmasının Hastalığın İlerlemesine Olumsuz Etkisi Var Mıdır?
Kanserin kesin tanısına ancak biyopsi örneklerinin patoloji kliniğinde incelenmesi sonucunda ulaşılır. Biyopsi olmadan sadece filmlere bakılarak kanserden şüphelenilebilir, ancak kesin kanser tanısı konulamaz ve tedavi başlanamaz. Tanı için kanser hücrelerinin görülmesi gereklidir. Halk arasında bazen başka kişiler örnek gösterilerek "Biyopsi yaptılar bir daha da iyileşemedi", "Hastalığı daha da kötü oldu" gibi söylentiler olmaktadır. Bunlar çok yanlış yorumlardır ve birçok hastanın gereksiz yere korkmasına, teşhisin gecikmesine ve bu sebeple var olan tedavi şanslarını da kaybetmelerine yol açabilmektedir. Hastalığı ileri evrede teşhis edilen hastaların tedaviden yarar görme şansı haliyle daha azdır, bu sebeple erken tanı çok önemlidir. Biyopsi yapılarak zamanında tanı konulan, tedavi edilen ve uzun süre kaliteli yaşamına devam eden hastalar günümüzde çoğunluktadır. Biyopsi işleminin hastalığa olumsuz bir etkisi yoktur. Bu işlem sadece tanıyı koydurur.
Kaç Tip Akciğer Kanseri Vardır?
Akciğer kanserinin pek çok tipi vardır, ancak tedavi yaklaşımları ve davranış farkına göre genel olarak akciğer kanserleri 2 ana gruba ayrılmaktadır.
• Küçük hücreli akciğer kanseri
• Küçük hücreli olmayan akciğer kanseri
Akciğer Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri ve küçük hücreli akciğer kanserinin tedavileri farklıdır. Tedavi hastalığın evresine göre de değişmektedir. Akciğer kanserinin tipi ve evresine göre cerrahi, kemoterapi (ilaçla tedavi), radyoterapi (ışın tedavisi) seçeneklerinin bazıları ya da hepsi hastanın ve hastalığın özelliğine göre farklı sıralamalarla uygulanmaktadır. Kanser tedavisinde amaç hastalığı mümkünse yok etmek, değilse sınırlamak, sağkalımı uzatmak ve hastanın yaşam kalitesini arttırmaktır. Akciğer kanserinin en iyi şekilde tedavi edilebilmesi için multidisipliner yaklaşım çok önemlidir.
Akciğer Kanserinde Cerrahi Tedavi
Akciğer kanserinin erken evresinde, hastada ameliyata engel olmayan başka bir hastalık yoksa en etkin tedavi cerrahidir. Akciğer kanserinde cerrahi tedavi önerilenler, aslında hastalıkları nispeten erken evrelerde olan ve ameliyatla kanserli doku tam olarak çıkartılabildiğinde yaşam şansı en yüksek hasta grubunu oluşturmaktadır. Genel olarak doktora başvuran akciğer kanserli olguların yaklaşık %80-85' i ameliyatla tedavi olabilme şansını yitirmiş durumdadır. Dolayısıyla her hastaya ameliyat önerilemez. Eğer doktorlarınız tarafından ameliyat olmanız ve bu ameliyatı da genel sağlık durumunuz itibarı ile kaldırabilecek durumda olduğunuz söylenmişse, bu şansı kaçırmayın. Çünkü bunun yerine yapılacak tedaviler ile aynı iyileşme şansını yakalamanız pek kolay olmayacaktır.
Kemoterapi Nedir?
Kanser hücrelerini öldüren veya büyüme ve çoğalmasını engelleyen kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Kemoterapi, kanser tedavisinde, tek başına veya cerrahi işlemle ve/veya radyoterapi ile birlikte kanserin tipi ve evresine göre değişen sıralamalarla kullanılabilir.
Radyoterapi Ne Amaçla Kullanılır?
Kanser hücrelerini öldürmek veya büyüme ve çoğalmasını engellemek için yüksek enerjili ışınlar ile yapılan radyoterapi de tedaviye eklenebilir. Bazen hastalığı yok edici (radikal), bazen şikayetleri giderici (palyatif), bazen de tümörün yayılmasından koruyucu (profilaktik) olabilir.
Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Hızlı bölünen kanser hücrelerinin yüksek enerjili X ışınları ile öldürülmesi esasına dayanır. Ağrısız bir yöntemdir. Bu tedavi uygulandığı bölgedeki tümör hücrelerini öldürmektedir. Tümör hücreleri bu tedaviye normal hücrelerden daha fazla duyarlıdır, bu nedenle daha fazla ölürler. Etkilenen bölgedeki normal hücreler hızla kendilerini yenilerler. Radyoterapi öncesinde tedavinin yapılacağı klinikte tedavi planlanır. Bu süre içerisinde tedavi masasında hareketsiz yatan hastanın tedavi alanı, deri üzerine çizilerek belirlenir. Tedavi odasında kalış süresi 10-30 dakikadır, tedavi 1-5 dakika sürer. Genellikle tedavi 2-6 hafta devam eder.
Tedavi hastayı radyoaktif hale getirmez, çevredeki insanlara zarar vermez.
Radyoterapi sonrası sık görülen yan etkiler:
• Halsizlik
• Tedavi bölgesindeki deride kaşınma, soyulma, kızarıklık, kıllarda dökülme
• İştahsızlık • Öksürük, balgam çıkarma, boğaz ağrısı, yutmada güçlük (genellikle tedavinin 2-3. haftasından sonra)
Yaşam Kalitesini Artırmaya Yönelik Başka Tedavi Yöntemleri Var Mıdır?
Hastaların tedavilerinin farklı dönemlerinde şikâyetlerini azaltmak ve yaşam kalitelerini artırmak amacıyla bazı cerrahi ve endoskopik işlemler, ağrı yöntemlerine başvurulmaktadır. Akciğer ile göğüs kafesi arasında toplanan ve nefes darlığına yol açan sıvının boşaltılarak bu boşluğun yapıştırılması işlemi (plörodez); havayollarında tıkanıklığa yol açan tümörlerde havayolunu açık tutmayı sağlayan stent uygulamaları ve havayolu içindeki tümörün lazer veya argon tedavisi ile küçültülmesi gibi değişik tedaviler; solunum sıkıntısı yapan tümörlerin radyoterapi (ışın tedavisi) ile küçültülmesi; ağrılı hastalarda ağrının etkin kontrolü ile yaşam kalitesi arttırılmaktadır. Bu tedaviler yine multidisipliner yaklaşım ile göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji veya ağrı tedavi uzmanları ile birlikte karar verilerek en doğru zamanda, en doğru yöntemler kullanılmak suretiyle uygulanır.
Yüzde 100 Sağlık Web Sitesinin Notu:
"Bu makalede sunulan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini alamaz. Sağlık durumunuzla ilgili her türlü sorunuz için her zaman yetkili bir sağlık uzmanına veya doktorunuza danışın."
