Son günlerde üzerinde çok konuşulan alkali beslenme, dengeli beslenmenin matematiği, vücudun anatomisine en uygun formülüdür. Bugün Dünya Sağlık Örgütü de sağlık kavramını kişinin bedenen, zihnen ve ruhen tam bir iyilik halidir diye tanımlayarak aslında denge halinin önemini vurgulamaktadır.
Beslenme uzmanlarının yaptığı araştırmaya göre; DENGE” günümüzde tekrar değer kazanan bir kelimedir. Yaşamamızın her dönem ve ânında hem zihnimiz, hem ruhumuz hem de bedenimiz dışarıdan gelen etkilere karşı kendisini dengeleyebilmek adına büyük uğraşlar vermektedir. Yaşamın her noktasında, her durumunda olduğu gibi kan asit-baz durumunda da denge en önemli unsurdur. Bu dengeyi korumanın % 60-65 şini ağırlıklı alkali atık bırakan besinlerle beslenme %35-40 kı ise oksijen kullanımı arttırma ve yaşam koşullarını iyileştirerek alkali yaşamamak oluşturur.
Vücut pH dengemiz 7,35- 7,45 değerleri arasında, çok az alkali yöndedir. Vücudunun pH dengesi 7,35-7,45 de°erleri arasında olan bir kişi sağlıklı bir kişidir. Bu dengeyi bozmamak için günlük beslenmesinin alkali ağırlıklı olması gerekmektedir.
Sağlıklı bir kişi için günlük beslenmesinin, %60 alkali, %40 asidik besinlerden oluşması, vücut dengesini korumak adına yeterlidir. Ancak giderek kirlenen hava, artan trafiğin getirdiği eg- zoz, yaşam şartlarının oluşturduğu olumsuz koşullar, çevre kirliliği karşısında, günlük beslenme planının %70 alkali, %30 asidik be- sinlerden oluşturulması tavsiye edilir. Bunun tam tersi, vücut dengesi gereğinden fazla alkali yöndeyse, günlük beslenmenin %50 alkali, %50 asidik olarak düzenlenmesi gerekir.
Vücutta sindirimleri sırasında asit atık yükü bırakan besinler asidik besinlerdir. Genel olarak içeriğinde ağırlıklı fosfor, kükürt, krom, çinko, sülfür mineralleri taşıyan besinler asidiktir denilebilir. Bu mineralleri taşıyan besinler sindirimleri sırasında girdikleri bileşimlerde asit atık bırakır.

Sindirim sisteminizi zorlamayacak, yormayacak alkali besinler tahmin ettiğiniz gibi sindirim sırasında girdikleri bileşimlere alkali atık yükü bırakan besinlerdir. Genel olarak ağırlıklı kalsiyum, magnezyum, potasyum, sodyum gibi alkali mineralleri içeren besinler alkali besin- lerdir. Ayrıca antioksidan olan tüm besinler alkalidir.
Neden Daha Çok Alkali Atık Bırakan Besinlerle Beslenmeliyiz?
- Soluduğumuz hava giderek kirlendiği ve oksijen değerleri azaldığı için,
- Ağır metal atıklar, atılan plastik atıklar, kullanılan kimyasallar yüzünden kirlenen çevre faktörleri yüzünden,
- Kimyasal tarım teknikleriyle hızla artan dünya nfusuna cevap verebilmek ve ekonomik kazanç sağlamak üzere sağlıksız üretilen besin maddelerini tüketmek zorunda kaldığımız için,
- Kazanç peşinde koşan gıda sanayicileri, zararlı katkı maddelerine ağırlık vererek maliyetlerini düşürmeye çalıştıkları için,
- Yaşam koşulları ve ekonomik koşulllar karşısında artan stress yükü nedeniyle,
- Spor yapmadığımız için
- Uzun saatler trafikte beklemek veya araç sürmekten yoğun egzoz gazı alımıyla karşı
- karşıya kaldığımız için,
- Kirlenen deniz ve çiftliklerde üretilen deniz balıklarını yemek
zorunda bırakıldığımız için,
- Vakitsizlikten yakınarak evde yemek yemeyi bırakıp dışarda hazır gıdalar ya da fast-food gıdalarla beslenmeyi tercih ettiğimiz için
- Kendimize sağlığımıza değer vermeyi unutup adam sendeci olmayı benimsediğimiz için,
- Sigara alkol uyuşturucu, bilinçsiz ilaç kullanımı giderek arttığı için,
- Her gün ve her sene başka bir tehlikeli hastalıkla yüzyüze geldiğimiz ve hastalıkların genç nesillere kadar inme arsızlığı yüzünden,
- Doğada olmayı, doğal olanı korumayı ve tercih etmeyi es geçtiğimiz için,
- Modern yaşamın gereklilikleri dolayısıyla fazla elektromanyetik dalgalar, radyasyonla karşı karşıya kaldığımız için.
- Alkali Beslenme Alkali Mutfakla Başlar
- Mutfağınızda yapacağınız en büyük değişim, hazır gıdalardan, konservelerden, sodalı, kolalı içeceklerden, hazır atıştırmalıklardan üzerinde az yağlı yazan ürünlerden kurtulmak olacaktır.
- Sonra tüm plastik kapları bir daha asla kullanmamak üzere kaldırın. Plastikler doğa için olduğu kadar insanlar için de zararlıdır. Plastik kaplar yerine cam kavanozlar, kaplar ve cam şişeleri tercih edin.
- Plastik kaplardan kurtulduktan sonra sıra insan sağlığını olumsuz etkileyen temizlik malzemelerine bir daha elinizi sürmemek üzere karton kutulara koyun ve çevreci kurumlara teslim edin. Doğal sabun, doğal elma sirkesi, saf karbonat temizlikte en büyük yardımcınız olacak doğal temizleyicilerdir.
- Sıra geldi bir zamanlar sağlıklı olduğunu düşündüğümüz ve özellikle az yağ kullandırdığı için tercih ettiğimiz tencere ve tavaları (hele çizilmiş olanları), bir daha kullanmamak üzere kaldırın. Çelik tencere ve tavaları tercih edin.
- Buzdolabınızda kullanılmak üzere bekleyen kötü yağları (doymuş yağlar – , margarin vb) imha edip yerine iyi yağları- sızma zeytin yağı, ketentohumu yağı, susam yağı, hindistan cevizi yağı koyun.
- Mutfağınızda bulunan fritöz, mangal ızgara, ızgara, mikrodalga fırın ve kızartma tavalarını hayatınızdan tamamen çıkarın. Onun yerine buharlı fırınları, buharlı tencereleri, blenderları, kurutucu fırınları koymaya çalışın.
- Yukarda belirtilen uygulamalardan hepsini ya da birini bile yapsanız sağlık hanenize artı bir puan daha eklemiş olursunuz.
- Alkali Mutfağın Temeli Besin Gruplarının
- Protein, yağ ve karbonhidratların sindirimlerinin değişik sürede, değişik organlarda ve değişik enzimlerle olması sonucu ortaya çıkmış olan besin kombinasyonları konusunda uzmanlarca yapılan araştırmalar henüz sonlanmamıştır.
- İşte doğru kombinasyonların bir kısmı

- Proteinler, Nişastalı Karbonhidratlarla Birlikte Tüketilmemelidir
- Proteinlerin, nişastalı besinlerle birlikte tüketilmesi her ikisinin de vücut tarafından sindirilmesini zorlaştırır.
- İyi sindirilmeyen proteinler, bağırsaklarda da bulunan bakteriler tarafından çürütülerek, asit yükünü normalden daha yüksek seviyeye çıkartır. Sonuç enflamasyon ve bu gıdalara karşı oluşan alerjidir.
- Eti, balığı, mercimeği, nohudu, patates, pirinç gibi nişastalı ürünlerle tüketmeyiniz. Kuru fasulye pilav birlikteliğine veda ederek kuru fasulye ya da pilavı tek başına ayrı öğün olarak yeşilliklerle tüketiniz.
- Proteinler İle Meyveler Birlikte Tüketilmemelidir
- Meyveler karbonhidratlı besin gruplarının içerisinde yer alır. Meyvelerin sindirimi de aynı karbonhidratlar da olduğu gibi, ağızda başlar ve onikiparmakbağırsağında devam eder.
- Meyveler (karbonhidratlar) ve proteinler, vücutta farklı sindirim enzimleriyle parçalanmaktadır. Farklı sindirim enzimlerinin birbirlerini engellemesi sebebiyle, birlikte tüketildiklerinde vücut tarafından iyi sindirilemezler.
- Örneğin elma püreli et, ayvalı et, armutlu badem tatlısı, erikli et gibi.
- Bitkisel Proteinler İle Hayvansal Proteinler Aynı Öğünde Tüketilmemelidir
- Bitkisel ve hayvansal proteinler, iki
farklı protein grubudur; farklı iki karak
ter içerir ve farklı aminoasit zincirlerin
den oluşur. Farklı aminoasit zincirleri
de vücutta sindirime girdiğinde, farklı sindirim enzimleri talep eder. Aynı anda salgılanan farklı enzimler birbirlerinin etkilerini azaltacağı veya yok edeceği
için besinlerin iyi sindirilmesini önler.
- Kıymalı mercimek, etli nohut ile vedalaşma zamanı
- Şeker ve Protein Birlikte Tüketilmemelidir
- Şeker basit karbonhidrattır. Ağızda başlayan sindirimi onikipar- makbağırsağı ve incebağırsakta devam eder. Şeker, proteinlerle veya başka besinler sindirime girdiğinde şekerin sindirimi için incebağırsağa geçmesi uzar. Bu bekleme süresinde şeker ve şekerli gıdalar fermente (mayalanır) olur. Asit oranı artar.
- Maya üretiminin artması, vücutta asit yükünün artması demektir. Bu fazla asit yükü bir dizi rahatsızlık ve tehlikeli hastalıklara neden teşkil edeceği için, protein ağırlıklı yemeklerin hemen sonunda tatlı veya şeker içeren besinler yenmemelidir.
- Meyve ve tatlıyı yemeklerden 2 saat önce veya sonra tüketiniz . akşam yemeğinden sonra asla tatlı yemeyiniz.
- Yemeklerle Birlikte Su Dahil Bir İçecek İçmeyiniz.
- Günlük 2,5-3 litre su içmeliyiz. Günlük tüketmemiz gereken su, mutlaka, ama mutlaka, yemeklerden 1-1,30 saat (en az 25 dakika) önce içilmelidir.
- Yemeklerle su içmek, mide hacmi
nin büyümesine neden olur. Sonuç
ta, yemekle tükettiğimiz besinler de
bir miktar su ihtiva eder. Midedeki su
miktarı içilen suyla iyice artar. Artan
bu hacim, besinlerin midedeki sindirim süresini uzatır. Sindirim süresi uzayan besinler fermente olur ve asit yükleri artar.
