Toplumda sivilce olarak adlandırılan akne özellikle yüzde, sırtta, omuzlarda ve göğüste siyah noktalar, kırmızı veya ucu iltihaplı kabarıklılar ve daha derin kistlerle seyreden bir hastalıktır. En çok ergenlik döneminin sorunu olarak bilinse de ileri yaşlarda da görülebilir. Ama iyi haber şu ki her dönem tedavi edilebilir.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ad. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pelin Koçyiğit’in verdiği bilgiye göre; ergenlik dönemindeki aknelerin neredeyse sürecin doğal bir sonucu olarak görülüp normalleştirilmesi aslında doğru bir bakış açısı değildir. Çünkü akne patolojik bir durumdur ve özellikle gençlerde sosyal ilişkilerde bozulma, depresyon, özgüven eksikliği gibi ciddi psikolojik etkilenmelere neden olmakta ve sonrasında gelişen akne izlerini kişi ömür boyu taşımak durumunda kalmaktadır. Bu nedenle akneye tedavi edilebilir ve edilmesi gereken bir hastalık olarak bakmak daha doğru olacaktır.
Akne Oluşumu
Erkeklerde ve bayanlarda erkeklik hormonu ergenlik döneminde artarak, yağ bezlerini uyarır ve hem büyümelerine hem de salgılarında artışa neden olur. Yağ bezlerinin sık olduğu yüz, sırt ve göğüs gibi alanlarda akne daha sık görülür. Yağ bezleri, kıl-yağ bezi birimi denilen ünitelerin dışa açılan kanallarına salgılarını boşaltırlar ve bu kanal aracılığıyla sebum denilen yağ salgısı deriye ulaşır. Bu kanalda çeşitli nedenlerle tıkanıklık oluşması durumunda üretilen salgı kanal içinde birikmeye başlar. Bu biriken materyal yüzeydeki bazı bakteriler için çok uygun bir çoğalma ortamı oluşturur. Bu bakterilerin salgıladıkları bazı maddeler o bölgede iltihabi reaksiyonu uyarır. Tüm bu olaylar tablonun şiddetine göre akne bulgularının ortaya çıkmasına neden olur.
Derideki siyah noktalar kanalların deriye açıldığı noktada oluşan tıkanıklıkların yüzeyden görülen halidir dolayısıyla kirle alakası yoktur. Akne deri yüzeyindeki kir veya mikrobik durumdan kaynaklanmaz. Dolayısıyla aşırı ve sert temizlemelere ihtiyaç yoktur. Ayrıca akneler kesinlikle sıkılmamalı ve oynanmamalıdır. Aknelerin sıkılması ve tahriş edilmesi akne sonrası iz kalma riskini artırır.
Beslenme Ve Akne Oluşumu
Akne gelişiminin yediğimiz yiyeceklerle ilişkisi bulunmamaktadır. Yiyeceklerden bağımsız olarak kendiliğinden iyileşebilen veya kötüleşebilen bir hastalıktır. Sadece insülin direnci gibi özel durumları olan kişilerde aşırı yağlı, şekerli gibi glisemik indeksi yüksek gıdaların tüketilmesi dolaylı yollardan hormonal mekanizmalar üzerine etki göstererek geçici alevlenmelere neden olabilir. Ama bu durum belirttiğim gibi sadece özel yatkınlık durumu olan kişilerde geçerlidir. Genel anlamda konuşursak diyet yapılmasının akneyi iyileştirici etkisi yoktur. Diğer bir deyişle klasik akne tedavisinde herhangi bir diyet programı bulunmamaktadır. Özellikle belli gıdalarla akne tetiklenmesi tarif eden hastalarımıza insülin direnci açısından değerlendirme yaptırmalarını ve o yiyeceklerden uzak durmalarını öneriyoruz.
Kozmetik Kullanımı ve Akne
Akneyi tedavi etmeden sadece kapatmaya çalışmak sıklıkla yapılan bir hatadır. Kimi yanlış kozmetik seçimleri akne bulgularının daha da şiddetlenmesine de neden olabilir. Aknesi olan kişilere her türlü kozmetik ve bakım ürününü su bazlı olarak seçmelerini öneriyoruz. Üzerinde non-komedojenik ( siyah nokta oluşturmaz) ibaresi bulunan ürünler daha güvenli kullanılabilir. Akne bulgularını gizlemek için kullanılacak kapatıcılar da mümkün olduğunca su bazlı ürünlerden seçilmeli, uzun süre kullanılmamalı ve kullanımı takiben çok iyi temizlenmelidir. Akne hastalarının büyük kısmı derideki yağlanmadan da şikayetçi olduklarından kurutucu özellikte temizleyiciler kullanırlar. Ayrıca akne tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu da kurutucu özelliğe sahiptir. Ancak fazla kuruma da istediğimiz bir şey değil. Hatta akne bulgularının kötüleşmesine de neden olabilir. Mutlaka su bazlı nemlendiricilerle iyi bir nemlendirme düzenli olarak yapılmalıdır.
Akne Tedavisi
Aknenin kontrolü ve tedavisinde hekim hasta işbirliği çok önemlidir. Çünkü akne tedavisi sabır gerektiren uzun bir süreçtir. Ama iyi bir işbirliği ile yüz güldüren çok başarılı tedavi sonuçları almak da kesinlikle mümkündür. Dermatoloji uzmanınızın tercih ettiği tedavi aknenizin tipi ve şiddetine göre değişir. Akne tedavisi temel olarak iki aşamada planlanabilir birincisi akneyi oluşturan durumun ve akne lezyonlarının ortadan kaldırılması, ikincisi ise akne izlerinin tedavisi. İki aşamalı bu tedavi uygulaması sonrası cilt adeta hiç akne ile tanışmamış gibi taze ve pürüzsüz bir görünüme kavuşabilir.
Soyucu ve kurutucu kremler :
Kıl yağ bezi birimi kanalında oluşan tıkanıklığın açılması ve yeniden oluşmasının engellenmesini sağlarlar. Siyah noktaların giderilmesini sağlayan temel ilaçlardır. Yan etkileri kuruma ve hafif soyulmadır. Dermatoloğunuzun önereceği nemlendiricilerle bu durum çözülebilir. Birçoğu güneş duyarlılığını artıracağından gece kullanılmaları daha uygundur. Şiddetli kaşıntı ve kızarma gibi durumlarda ilaç bırakılmalı ve dermatolog ile görüşülmelidir.
Antibiyotikli krem ve jeller :
Akne oluşumunda rol alan bakterilerin ve iltihabi reaksiyonun kontrol altına alınmasında yardımcı olurlar. Kesinlikle uzun süreli kullanılmamalıdırlar. Ayrıca yeterli tedavi sağlayabilmek açısından soyucularla ve diğer akne ilaçlarıyla birlikte kullanılmaları uygun olur. Tek başlarına yeterli ve kalıcı iyileşme sağlayamazlar.
Antibiyotik içeren haplar:
İltihabi bulguların yoğun olduğu hastalarda 2-3 ay süreyle kullanılırlar. Bu ilaçların siyah noktaların tedavisinde bir etkisi yoktur. Mutlaka soyucu, kurutucu kremlerle beraber kullanılmalıdırlar. Özellikle tetrasiklin grubunun mide ve bağırsak sistemi üzerine yan etkileri olabilir. Bu tür yakınmalar mutlaka hekimle paylaşılmalıdır.
A vitamini türevleri :
A vitamin türevi olarak geliştirilmiş ilaçlar (isotretinoin) özellikle şiddetli aknede en başarılı tedavi ajanlarıdır. Bu ilaçlar akne gelişiminde etkili olan tüm basamakları düzeltebilme özelliğine sahiptirler. Yine tedavi sonrası nüks riskini en aza indirirler. A vitamini tedavisi olarak da bilinen isotretinoin tedavisinin uygun dozda ve mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerekmektedir. Hekim kontrolünde kullanıldığında aslında son derece güvenli olan isotretinoinin oluşabilecek yan etkilerinin hemen hepsi geri dönüşlüdür. En sık karşılaşılan yan etki deride ve mukozalarda kuruluktur. Ama uygun doz ayarlamaları ve nemlendirici tedavilerle rahatlıkla tolere edilebilir. Laboratuar testlerinde karaciğer fonksiyonlarında bir miktar yükselme ve özellikle trigliserid denilen kolesterol tipinde yükselme görülebilir. Bu yükselmeler çoğunlukla ılımlı düzeydedir, hastalar için tehlike oluşturmaz ve dolayısıyla tedavinin kesilmesini gerektirmezler. Hekim tarafından düzenli kontrol edilmesi yeterlidir. İsotretinoin tedavisi almakta olan hastalar tetrasiklin grubu antibiyotikler ve saf A vitamin ilaçları almamalıdırlar. İsotretinoin gebelik durumunda kullanıldığında bebekte ciddi organ gelişim sorunların neden olacağından ilaç kullanımı sırasında gebelikten sıkı bir şekilde korunulmalıdır. Ancak ilaç kesinlikle kısırlık nedeni değildir. İlacın kesilmesinden 2 ay sonra gebe kalınmasında hiçbir problem yoktur. İlacın kullanımı sırasında depresyon gelişimi ile ilgili bilgiler kesinlik kazanmamıştır. Ancak depresyon eğilimi olan kişilerde psikiyatri konsültasyonunun da yapılması ve depresif bulgular açısından yakın takipleri uygun olur.
Kimyasal Peeling :
Özellikle erken dönem akne tedavilerinden biri de kimyasal peelingdir. Genellikle meyve asitleri kullanılarak yapılan kimyasal peeling derinin üst tabakalarında yaptığı soyulma ile komedo dediğimiz siyah ve beyaz noktaların tedavisine yardımcı olur. Yine akne tedavisi bittikten sonra kalan yüzeyel izlerin giderilmesinde de kullanılan bir yöntemdir. Yapılan kimyasal peelingin derinliğine göre işlemden sonra 1-2 gün devam eden kızarıklık ve soyulma olabilir. Ancak genellikle günlük hayat etkilenmez.
Akne Tedavisi Sonrası Leke Tedavisi
Akneler kadar akneler geçtikten sonra ciltte bıraktığı izler de hastaları mutsuz ediyor ve psikolojilerini olumsuz etkiliyor. Akne sonrası kalan izler kişinin cilt yapısı, genetik yatkınlığı ve sivilcenin şiddeti ile doğrudan ilişkilidir. İzler deri yüzeyinde açık veya koyu lekeler şeklinde olabileceği gibi akne skarı dediğimiz deriden çökük izler şeklinde de olabilir. Lekeler bazı leke kremleri ve iyi bir güneşten korunmayla tamamen ve kısa sürede ortadan kalkabilirken, skar dediğimiz izlerin tedavisi zordur ve sabır gerektirir. Hatta tam olarak yok olmayabilirler. O nedenle akneli kişilerde mümkün olan en erken dönemde en dinamik şekilde tedavi verilerek skar oluşumunu baştan engellemek en mantıklı yaklaşımdır. Yüzeyel akne izlerinde soyucu kremler ve peeling uygulamaları etkin olabilir. Daha derin izlerde derin peelingler, dermabrazyon,PRP , dermaroller, ablatif lazer uygulamaları ve bazı cerrahi tekniklerle skar düzeltmeleri yapılabilir. İzlerin derinliği arttıkça tedavi başarısı o oranda azalmaktadır. Yüzeyel ve yeni oluşmuş izlerde başarı oranı çok daha yüksektir. Ancak unutmamak gerekir ki her tedavi planı kişiye özgü yapılır. Gerektiğinde birden fazla metodla kombine tedavi yapmak gerekir. Hiçbir tedavi tek başına tüm hastalar için uygun olamaz. O nedenle mutlaka profesyonel bir değerlendirme yapılmalı ve ardından tedavi planlanmalıdır.
Yüzde 100 Sağlık Web Sitesinin Notu:
"Bu makalede sunulan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavinin yerini alamaz. Sağlık durumunuzla ilgili her türlü sorunuz için her zaman yetkili bir sağlık uzmanına veya doktorunuza danışın."
