TEKNOLOJİSİZ OLUR MU? : AMISH ÖRNEĞİ

TEKNOLOJİSİZ OLUR MU? :  AMISH ÖRNEĞİ

Hilmi GÜVEN
ODTÜ Dr.Öğretim Üyesi

Günlük hayatımızda teknolojiye olan bağımlılığımız yadsınamazken, ara sıra teknoloji ile olan çelişkilerimiz sonrasında “teknolojisiz ne yapardık?”, veya “eskiden insanlar nasıl yaşarlarmış?” diye düşündüğümüz olmuştur. 2. Dünya Savaşı sonrasındaki görece refah dönemi sonrası “Beat” kuşağı veya Hippy geleneğini saymazsak, teknolojisiz yaşamın alternatifi olmamıştır. Kırsal yaşamın vazgeçilmez çekiciliğine kapılanlar bile cep telefonsuz ve Internetsiz bir yaşam hayal edemez oldular.
Peki, mutlak bir ateknolojik yaşam mümkün müdür? Ne kadar sürdürülebilir? Sorunun cevabı için “Amish People” örneği karşımızda durmaktadır. Bir anlamda bir tarikat topluluğu olan Amish’ler, daha çok teknoloji ile olan uzlaşmaz çelişkileri ile tanınmaktadırlar. Teknolojiyi reddeden- bütünüyle inkar etmenin imkansızlığı bir yana- bir Hıristiyan tarikatı üyeleri olarak Amish’ ler, Pennslyvania, Ohio, Indiana başta olmak üzere ABD’nin birçok eyaletinde komünler halinde, hiç bir şekilde elektrik ve elektronik olmadan yaşamaktalar. En kalabalık ve toplu oldukları yer, New York’a 2 saat mesafedeki Pennsilvanya’nın Lancaster bölgesi. Kendilerine kolaylık sağlayan Wisconsin eyaletine de halen yoğun bir göç var. Ayrıca bunlara, az daha olsa Kanada’da da rastlamak mümkün. Toplam sayıları en fazla 200 bin olarak tahmin ediliyor.
Amish’ ler, Lancaster’ da hakim üç Anabaptist tarikatından birini temsil ediyorlar. Diğerleri ise, Mennonit’ler ve Brethren’ ler. Amish’ lerin ilk ortaya çıkışları, İsviçre’ de 1693 yılında Jacob Amman adlı Mennonit rahibinin yeni bir tarikat kurmasıyla başlıyor. Gerçek Hıristiyanlığın Hz. İsa gibi yaşamak olduğuna inandıkları için, İncil’de yer alan “Dağdaki Vaiz”in ilkeleri doğrultusunda ve toplumdan uzak bir yaşamı savunup teknik gelişmelere uzak duruyorlar. Dünyevi olmadıkları için teknolojinin insana dünyayı sevdireceğine inanıyorlar. Ancak, bu inanışları nedeniyle dinsel baskı artıyor ve 18. yüzyıl başlarında baskılar hayatı iyice yaşanmaz hale getirince, dini özgürlük vadeden ‘Yeni Dünya’ya gruplar halinde göç etmeye karar veriyorlar.

Temel felsefelerini alçak gönüllülük ve aileye sadakat olarak açıklayan Amish’leri benzer diğer tarikatlardan ayıran en büyük özellik teknolojiyi tamamen reddetmeleri. Amish insanları savaş karşıtı. Nereden gelirse gelsin kendilerine yapılan saldırılara karşılık vermiyorlar. Avrupa’da din savaşlarına katılmayıp Amerika’ya kaçmalarının gerekçelerinden biri de bu. Kavga etmemeyi Hz. İsa’nın temel öğretileri arasında görüyorlar. Bu nedenle askere de gitmiyorlar. Amish’ler, yazılı olmayan kurallar zinciri “Ordung” doğrultusunda hareket ediyorlar. Erkekler koyu renkli, uzun, düz, yakasız pardösüleri ile tanınıyor. Sade renkli, uzun kollu, yakasız gömlekler giyiyorlar. Kışın siyah fötr, yazın hasır şapka takıyorlar. Ayakkabı ve çorapları da siyah. Erkekler bıyık bırakmıyor. Evlendikten sonra da genellikle bıyıksız sakal bırakıyor. Amish kadınları da erkekleri gibi sade ve düz elbiseler giyiyor. Uzun kollu, uzun etekli tek parça elbise, küçük büyük tüm hanımların üniforması. Saçlar hiç kesilmiyor, topuz yapılarak arkada toplanıyor. Mücevher takmaları ve makyaj yapmaları tümüyle yasak. Baskılı ve renkli kumaşları da reddeden hanımların en büyük süsleri ise çok özel zamanlarda başlarına taktıkları çiçekler.
Boş kalmanın aklı şeytani duygularla meşgul edeceğine inandıkları için çok çalışkanlar. Amish sözlüğünde “teknoloji”, “gelişme” ve “ilerleme” gibi kelimeler bulunmuyor. Her işlerini elle veya mekanik yollarla yapıyorlar. Elektrik, araba, telefon, traktör gibi yeniliklerin kendileri için değil, “dış dünya” için olduğuna inanan Amish’ler, teknolojinin aile bağlarını zayıflatacağını düşünüyorlar. Amish çocukları sadece 8 yıl okuyor. Kendi kiliseleri tarafından işletilen, tek odalı dini okullara giden çocuklar burada okuma yazma öğreniyorlar. Kendi aralarında Almanca’nın bir lehçesi ile konuşan Amish’ler, uzun zamandır Amerika’da yaşamalarına rağmen çok aksanlı İngilizceleri ile dikkat çekiyorlar. Çocuklar okulda İngilizce öğrenseler bile ibadetlerini Almanca yaptıkları için, günlük hayatta da bu dil ağır basıyor. Kendilerini özel insanlar olarak kabul eden Amish’ler, Tanrı’nın insanı basit ve sade bir yaşam için yarattığına inanıyor. Disipline büyük önem veren, kendilerini inançları doğrultusunda yaşamak için adayan, alçakgönüllü olmayı temel felsefeleri sayan Amish insanları, Tanrı’nın kendilerini dış dünyadan özel olarak koruduğuna inanıyorlar. İbadetlerini bıraktıkları zaman Tanrı’nın da kendilerini terk edeceğini ve bozulacaklarını düşünen Amish’ler, aile bağlarına da çok önem veriyorlar.

Devletin Amish’lerden vergi alma girişimleri bugüne kadar başarısızlıkla sonuçlanmış. Kendi halinde yaşayan, birkaç atı ve ineği olan, tarımla uğraşan bu insanlara vergi memurlarının haciz girişimleri, kamuoyu baskısı ile geri tepmiş. Bir kuruşluk gelirden bile vergi alan devlet de, Amish’lere göz yummuş. Kendi halinde geçinen vatandaşların ne bankada hesabı var, ne de sağlık ve emeklilik sigortası. Sadece, ürettiklerini diğer insanlara satanlar belediyelere yerel gelir vergisi ödüyorlar. Ayrıca, sahip oldukları tarla ve evler için de emlak vergisi veriyorlar. Büyük şehirlerin lüks marketlerinde, Amish üretimi ürünler tamamen doğal olduğu için yüksek fiyatlarla satılıyor, ancak gelirin büyük kısmı aracılara gidiyor.

Amish’lerde diğer Hıristiyan grupları gibi misyonerlik yapmak gibi bir amaç yok. İnanışlarını yaymak için çaba içinde değiller. İçlerine katılmak isteyenlere de şaşırıyorlar. Normal hayata alışmış birinin aralarında dayanamayacağına inanıyorlar. Bir yabancı, uzun süren bir denemeden sonra tamamen Amish olduğuna diğerlerini ikna ederse, yaşlıların huzurunda bilgilerini sergileyip cemaate katılabiliyor.

Genelde doktora gitmeyen ve geleneksel metodlarla tedavi olan Amish’ler, çok gerekmedikçe hastaneye uğramıyor. Gidenlerin masrafları ise, cemaat tarafından toplanan paralarla ödeniyor. Teknoloji karşıtı olduklarından doğal olarak fotoğraflarının çekilmesini istemiyorlar. Fotoğraflarının çekildiğini görürlerse arkalarını dönüyorlar. İncil’de geçen bazı ifadelerin görüntüyü yasakladığını düşünüyorlar. Medyada görülen resimleri ise, uzaktan veya haberleri olmadan çekilen resimler.
Kaynakça

- Ülker, Emrah, “İlerleme Yasak Teknoloji Haram”, Aksiyon Dergisi, Sayı:455, 2003.
- Simpson, Bill, “Amish Country”, Pelican Publishing Company, 1995.

A. Hilmi GÜVEN
Özgeçmiş
1983 yılında ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümünden mezun olmuştur. 1986 yılında Yüksek Lisans çalışmasını tamamlayıp aynı üniversitede araştırma asistanı olarak çalışmaya başlamıştır. Askerlik hizmetini takiben Doktora çalışmalarına başlamış, aynı zamanda yarı zamanlı ve tam zamanlı olarak çeşitli kamu ve özel kurumlarda danışman, teknik ve idari müdür olarak görev yapmıştır. 1994 – 1994 yılları arasında Almanya’da Siegen Üniversitesi’nde doktora (Dr. Ingenieur) derecesi ile çalışmış, daha sonra bir başka ilgi alanı olan Tarih konusunda araştırmalara başlamıştır. Bu çalışmalara Almanya, Belçika ve Fransa’da devam edip, Tarih Doktora derecesini ODTÜ Tarih Bölümü’nde tamamlamıştır. 2025 yılında emekli olana kadar aynı üniversitede dersler vermiş olup, halihazırda ek görevli olarak farklı dersler vermeye devam etmektedir.

Lütfen gerekli alanı doldurun.
Image