Prof. Dr. Oğuz YILMAZ
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Eski Başkanı
Her şeyden önce peyzaj ve peyzaj mimarlığının ne olduğunu çok karmaşık tanımlara girmeden, ilk kez duyanlara açıklamak yararlı olacaktır.
Ülkemizin de 2003 yılında imzaladığı ancak çok fazla adım atmadığı Avrupa Peyzaj Sözleşmesi'nin Madde 1(a) Tanımlar bölümünde peyzaj şu şekilde tanımlanmıştır: “Peyzaj”, insanlar tarafından algılandığı biçimiyle, karakteri doğal ve/veya insan kaynaklı etmenlerin etkisi ve karşılıklı etkileşimi sonucu oluşan bir alanı tanımlar (1).
Bu tanımın peyzaj mimarlığı açısından çok önemli dört sonucu vardır:
1. Peyzaj yalnızca doğal çevre değildir. Doğa ve insan etkileri birlikte peyzajı oluşturabilir. Dolayısıyla kent merkezi, tarım alanı, sanayi alanı da peyzajdır.
2. Peyzaj yalnızca fiziksel bir alan değildir. Tanımdaki “insanlar tarafından algılandığı biçimiyle” ifadesi, insan algısını peyzaj kavramının içine doğrudan yerleştirir.
3. Peyzaj durağan değildir. Karakteri doğal süreçlerin ve insan etkinliklerinin karşılıklı etkileşimiyle oluşur ve değişir.
4. Yalnızca olağanüstü veya güzel alanlar peyzaj değildir. Sıradan, gündelik ve hatta bozulmuş peyzajları da kapsar.
Bu nedenle Avrupa Peyzaj Sözleşmesi’nin tanımını daha açıklayıcı fakat özünü bozmadan şöyle de ifade edebiliriz: “Peyzaj; doğa ile insanın zaman içinde birlikte biçimlendirdiği ve insanların algıladığı yaşam çevresidir”.
Peyzaj mimarlığı ise; insanların yaşadığı dış mekânları ve doğal çevreyi, hem insanların sağlıklı, güvenli ve rahat yaşayabilmesi hem de doğanın sağlıklı biçimde varlığını sürdürebilmesi için planlayan, tasarlayan ve yöneten meslektir. Bir başka deyişle peyzaj mimarı toplumda yaygın olarak ve yanlış bilinen yönüyle yalnızca “ağaç ve çiçek yerleştiren ve onları bahçelere diken” kişi değildir. Yaşam ortamını oluşturan toprak, su, bitkiler, iklim, topoğrafya ve canlı yaşamı ile toplum/birey gereksinimleri ve davranışları arasındaki ilişkiyi düzenler.
Bu sade tanım, Uluslararası Peyzaj Mimarları Federasyonunun (IFLA) meslek tanımıyla da örtüşmektedir. IFLA peyzaj mimarlarını, doğal ve yapılı çevreleri planlayan, tasarlayan ve yöneten; bunu yaparken estetik ve bilimsel ilkelerden yararlanan; ekolojik sürdürülebilirlik, peyzaj sağlığı, kültür, miras ve toplum refahı gibi sorunlarla ilgilenen meslek insanları olarak tanımlamaktadır (1). Bu nedenle peyzaj mimarlığını daha özlü biçimde: “İnsan ile doğa arasındaki mekânsal ilişkinin tasarlanması” olarak da anlatabiliriz.
Bir peyzaj mimarının çalışma alanları aslında başlıca şunları kapsar: kent parkları ve mahalle parkları; meydanlar ve yaya alanları; cadde ve sokaklar; çocuk oyun alanları; okul ve hastane çevreleri; konut ve toplu konut açık alanları; üniversite yerleşkeleri; kıyılar ve rekreasyon alanları; tarihî ve kültürel peyzajlar; korunan alanlar; kırsal peyzajlar; akarsu ve sulak alanlar; bozulmuş alanların iyileştirilmesi; yeşil yollar ve ekolojik koridorlar; yağmur suyu ve yeşil altyapı dizgeleri; kentsel ısı ve iklim değişikliğine uyum çalışmaları; doğal ve kültürel peyzajların korunması; bozulmuş alanların iyileştirilmesi; yeşil altyapı; etki değerlendirmesi; alan analizi; katılımcı planlama ve peyzaj yönetimi.
Dolayısıyla peyzaj mimarlığının ürünü yalnızca “güzel görünen bir çevre” değildir. İyi tasarlanmış bir peyzaj aynı zamanda işleyen, kullanılabilen, ekolojik olarak sürdürülebilir ve insan sağlığını destekleyen bir yaşam çevresi olmalıdır.
Peyzaj mimarlığının insan sağlığıyla ilişkisi konusuna geldiğimizde, burada peyzaj mimarlığının çok önemli fakat kamuoyunda yeterince bilinmeyen bir yönü ortaya çıkmaktadır: Peyzaj mimarlığı bir sağlık mesleği değildir; fakat sağlığı belirleyen çevresel koşulların önemli bir bölümünü tasarlamaktadır.
Bu ayrım önemlidir. Bir peyzaj mimarı hastalıkları iyileştirmez; ancak insanların daha fazla yürümesini, hareket etmesini, doğayla tüm duyularıyla ilişkiye geçmesini, aşırı iklim koşullarından (sıcak, soğuk, rüzgar, yağış, güneş vb.) korunmasını, diğer insanlarla iletişim kurmasını ve daha az gerilim yaşamasını sağlayabilecek çevresel koşulları oluşturabilir.
Dünya Sağlık Örgütü de kentsel yeşil alanların sağlığı çeşitli yollarla destekleyebildiğini; bunlar arasında fiziksel etkinliğin artması, psikolojik rahatlama ve stresin azalması, toplumsal ilişkilerin gelişmesi ve sıcaklık, gürültü ve bazı çevresel kirleticilerin etkisinde kalmanın azaltılması gibi yollar bulunduğunu belirtmektedir (3).
Ülkemizde hiç dikkate alınmayan hastane ve diğer sağlık yapılarının bahçelerinin; orada sağlık hizmeti alan, çalışan ya da ziyarete gelen kişiler üzerindeki etkilerini 2024 tarihli sistematik kapsam derlemesi kapsamında inceleyen 18 çalışmada; stres, yaşam niteliği, bilişsel işlev ve fiziksel etkinlik gibi alanlarda olumlu sonuçlar bulunduğunu ortaya koymuştur (9).
Peyzaj tanımı içine giren tüm kentsel ve kırsal alanların insan sağlığına olan etkilerinden başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:
1. Hareket etmeyi kolaylaştırır
Bir insanın “bedensel hareket yapması gerektiğini bilmesi” ile gerçekten hareket etmesini sağlayan bir çevrede yaşaması aynı şey değildir. Gölgesiz, araç trafiğinin yoğun olduğu, yürüyüş yolu bulunmayan, güvensiz veya erişilmesi güç bir mahallede yaşayan kişiden düzenli yürüyüş yapmasını istemek zordur. Buna karşılık konutun yakınında bulunan, yaya bağlantıları güçlü, güvenli, aydınlatılmış, gölgeli ve çekici bir bahçe ya da park, gündelik beden eğitimi için uygun ortamlar sağlar. Bu nedenle peyzaj mimarlığının sağlık açısından katkısı çoğu zaman davranışı zorlamak değil, sağlıklı davranışı kolaylaştırmak biçiminde ortaya çıkar.
WHO'nun kentsel yeşil alan müdahalelerine ilişkin incelemesi, erişilebilir, güvenli, temiz ve kullanıcı gereksinimlerine uygun yeşil alanların fiziksel etkinlik ve sağlık açısından özellikle önemli olduğunu belirtmektedir (4).
2. Stresi ve ruhsal yükü azaltabilir
Peyzajların ruh sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin kanıtlar özellikle dikkat çekicidir. Buna ilişkin güçlü nedensel kanıt sağlayan bir çalışmada; araştırmacılar bakımsız boş arsaları üç gruba ayırmıştır: yeşillendirilen alanlar, yalnızca temizlenen alanlar ve herhangi bir müdahale yapılmayan alanlar. Yeşillendirme; çöplerin kaldırılması, zeminin düzenlenmesi, çim ve ağaç dikilmesi, alçak çevre çiti yapılması ve düzenli bakım gibi oldukça basit peyzaj çalışmalarından oluşmuştur.
Sonuç oldukça çarpıcı bulunmuştur; peyzaj mimarlarınca düzenlenen yeşil alanların yakınında yaşayan kişilerde kontrol grubuna göre: depresif hissetme %41,5, kendini değersiz hissetme %50,9 oranında azalmıştır. Yoksulluk sınırının altındaki mahallelerde depresif hissetmedeki azalma %68,7 olarak bulunmuştur.
Bu araştırma peyzaj tasarımının halk sağlığı bakımından önemini gösteren en güçlü örneklerden biridir; çünkü yalnızca “yeşil yerde yaşayan insanlar daha sağlıklıdır” ilişkisini ölçmemiş, fiziksel çevre gerçekten değiştirilmiş ve sonuçları izlenmiştir (5).
3. Kalp-damar ve genel sağlıkla ilişkilidir
Yeşil çevre ile genel sağlık arasındaki ilişki tek tek çalışmalardan çok, çok sayıda araştırmayı bir araya getiren meta-analizlerde de görülmektedir. 2019 yılında yayımlanan ve 7 ülkeden dokuz uzunlamasına kohort araştırmasını ve toplam 8,3 milyondan fazla kişiyi kapsayan bir araştırmaya (6) göre; bir konut çevresindeki 500 metre veya daha yakın alanda bitki örtüsünü gösteren NDVI değerindeki her 0,1 birimlik artış, bütün nedenlere bağlı ölüm riskinde yaklaşık %4'lük daha düşük riskle ilişkilendirilmiştir. Bu bulgu “ağaç dikmek ölüm riskini doğrudan %4 azaltır” anlamına gelmese de yeşil çevrenin; daha fazla hareket, daha düşük stres, daha düşük sıcaklık, daha az gürültü, toplumsal ilişkiler ve sosyoekonomik özellikler gibi çok sayıda değişkenle birlikte çalıştığını göstermektedir.
4. Aşırı sıcakların sağlık üzerindeki etkisini azaltabilir
Bu konu özellikle Türkiye açısından giderek daha önemli hâle gelmektedir. Peyzaj mimarının ağaçları nereye yerleştirdiği, ne kadar taç örtüsü sağladığı, yüzeylerin geçirgenliği, gölgelenme, bitki örtüsünün sürekliliği ve açık alanların mikroiklimi, insanların sıcaklığa maruziyetini doğrudan etkileyebilir.
2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, 93 Avrupa kentindeki ağaç örtüsünün %30'a çıkarılması durumunu modellemiştir. Sonuçlara göre bu senaryonun kent sıcaklıklarını ortalama 0,4°C azaltabileceği ve incelenen dönemde yaklaşık 2.644 erken ölümün önlenmesiyle ilişkilendirilebileceğini ortaya koymuştur. Bu sayı, kentsel ısı adasına bağlanan ölümlerin yaklaşık %40'ına karşılık gelmektedir (7).
Bu çalışma peyzaj mimarlığı açısından son derece önemli bir mesaj vermektedir: Ağaçlandırma yalnızca estetik bir karar değildir; kent iklimi ve halk sağlığıyla ilgili bir tasarım kararıdır.
5. Toplumsal sağlığı da etkiler
Sağlığı yalnızca hastalık bulunmaması olarak düşünmemek gerekir. İnsanların yalnızlık yaşamaması, komşularıyla karşılaşabilmesi, çocukların birlikte oynayabilmesi, yaşlıların evlerinden çıkabilmesi ve farklı toplumsal grupların aynı kamusal alanı kullanabilmesi de toplum sağlığının parçalarıdır. Parklar, meydanlar, kıyılar ve mahalle açık alanları bu karşılaşmalar için fiziksel ortam sağlar. Ancak burada tasarımın niteliği belirleyicidir. Kullanıcıların kendilerini güvende hissetmediği, erişilemeyen, bakımsız veya yalnızca belirli gruplara hitap eden bir parkın toplumsal işlevi sınırlıdır.
WHO'nun kentsel yeşil alanlara ilişkin incelemesinin en önemli sonuçlarından biri de budur: fiziksel çevrenin iyileştirilmesi, kullanıcı ve toplum katılımıyla birlikte gerçekleştirildiğinde müdahaleler daha başarılı olmaktadır. WHO ayrıca bu tür yatırımların özellikle düşük sosyoekonomik gruplarda sağlık ve eşitlik açısından önemli yararlar sağlayabileceğini belirtmektedir (4). Bu bulgu peyzaj mimarlığının yalnızca biçim verme değil, katılımcı tasarım ve toplumsal mekân oluşturma işlevini de açıklamaktadır.
6. Yeşil alanın miktarı kadar niteliği önemlidir
Bir kentte çok miktarda “yeşil alan” bulunması, insanların bundan mutlaka yararlandığı anlamına gelmez. Bir alan yeşil olduğu hâlde: ulaşılamıyor olabilir; aşırı güneş altında olabilir; kadınlar veya yaşlılar tarafından güvensiz algılanabilir; engelli bireyler için erişilebilir olmayabilir; yürümeye uygun olmayabilir; yeterli oturma alanı bulunmayabilir; bakımsız olabilir veya yalnızca dekoratif bitkilendirmeden oluşabilir.
Yeşil alanların niteliğine ilişkin dizgesel çalışmalar da sağlık etkilerinin yalnızca alan miktarıyla açıklanamayacağını; çevresel özellikler, olanaklar, güvenlik, bakım ve erişilebilirlik gibi niteliklerin önemli olduğunu göstermektedir (10).
İşte peyzaj mimarının işi tam bu noktada başlar; “Bu yeşil alan insanlara ve doğaya gerçekten ne sağlıyor?” sorusu büyük ölçüde bir peyzaj mimarlığı sorusudur. Peyzaj mimarlığının sağlık katkısını bir nedensellik zinciri olarak düşünürsek konuyu mesleği hiç tanımayanlara anlatmanın en güçlü yollarından biri şudur:
Peyzaj mimarlığı → daha nitelikli yaşam çevresi → davranış ve çevresel etkileşimde değişme → sağlık ve yaşam kalitesinde değişme
Dolayısıyla sağlık açısından etkili olan şey yalnızca “yeşil” değildir; erişilebilir, kullanılabilir, güvenli, iklime uygun, ekolojik olarak işleyen ve iyi yönetilen peyzajdır. WHO'nun müdahale araştırmaları da tam olarak bu noktaya işaret etmektedir (4).
Kaynaklar:
1. https://www.coe.int/en/web/landscape/definition-and-legal-recognition-of-landscapes
2. https://iflaeurope.eu/index.php/site/general/landscape-architecture-profession
3. https://www.who.int/europe/publications/i/item/WHO-EURO-2016-3352-43111-60341
4. https://www.who.int/europe/publications/m/item/urban-green-space-interventions-and-health--a-review-of-impacts-and-effectiveness.-full-report
5. https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2688343
6. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6873641/
7. https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736%2822%2902585-5/abstract
8. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8582763/
9. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38011751/
10. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC8582763/
Prof. Dr. Oğuz YILMAZ Kimdir ?
1956 yılında Ankara’da doğdu. Kurtuluş lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı bölümünü kazandı. 1980 yılında lisans eğitimini tamamlayarak 1981 yılında aynı bölümde Asistan olarak göreve başladı. 1987 de lisansüstü eğitimini tamamladı ve Bilim Doktoru unvanını aldı. 1990’da Yardımcı Doçentliğe, 1993’te Doçentliğe atandı. 1997 yılında Peyzaj Mimarlığı Akademik Topluluğu’nun (PEMAT) oluşturulma düşüncesini ortaya koydu. 1999-2000 öğretim yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi yapılanma çalışmalarında kendi isteği ile görev aldı, yeşil alan birimini kurdu ve Rektör danışmanlığı yaptı. 2000 yılında Profesörlüğe atandı. Bu süreçte başta Ankara olmak üzere birçok kentimizdeki ulusal projeler ile Ürdün, Libya gibi ülkelerdeki uluslararası projelerin yürütülmesinde yer aldı.
2008 yılında, daha önce iki kez bölüm başkan yardımcılığı yaptığı Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Başkanı oldu. Eğitimde birlik sağlamak ve mesleki alanda daha etkili olabilmek için 2009 yılında Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanları Konseyinin (PEMKON) kuruluşunun gerçekleştirmesini sağladı. 2010 yılında Peyzaj Mimarları Odası Genel Başkanlığına seçildi mesleki akreditasyon ve mesleki yasa konularında ilk çalışmaları başlattı. 2018 yılında Peyzaj Mimarlığı Eğitim ve Bilim Derneği (PEMDER) kuruluşunda yer aldı ve 2. Başkanlık görevini üstlendi. Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) 08/04/2020 tarihli toplantısında alınan kararla, derneğin Peyzaj Mimarlığı Öğretim Programlarının akreditasyonu konusunda yetkilendirilmesinde görev aldı.
Bilimsel çalışma ve uzmanlık alanları; peyzaj tasarımı, kentsel tasarım, peyzaj mimarlığı eğitimi ve peyzaj mimarlığı tarihidir. Ulusal proje yarışmalarında ekip ile birlikte 2 ödül ve 4 mansiyon kazandı, Birçok döner sermaye proje çalışmasına katıldı ve yürüttü. 5 Tübitak, 3 Arge ve 2 Avrupa Birliği projesinde yer aldı ve yürüttü. AB destekli uluslararası öğrenci eğitim programlarında 3 yıl görev aldı. Lisansüstü eğitim programında 10 Doktora ve 22 Yüksek Lisans öğrencisi yetiştirdi. Kitap, makale ve derleme olarak yayınları ve bildirileri bulunmaktadır.
11 Mart 2023 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü öğretim üyeliğinden emekli olan Prof. Dr. Oğuz Yılmaz günümüzde ve PEMDER 2. Başkanlığı görevini yürütmektedir. Evli (Sevtap) ve bir kız çocuk (Selen) babasıdır.
